OKUL ZİYARETLERİ
TAEM 2010 kapsamında Globalise'dan Leyla Merve Kayalı ile birlikte Taft School’dan Peter
Frew, Master’s School’dan Mary Schellhorn, North Broward Preparatory School’dan Nathan
Wright ve Ceshire Academy’den Alan Whittemore İstanbul’un önde gelen liselerini ziyaret
etti.
Bu ziyaretler çerçevesinde Amerika’dan gelen eğitimciler Türk eğitimcilerle eğitim sistemini
tartıştı. Amerikalı uzman eğitimciler Türk eğitimcilere okullarda yürütülen çalışmalarla ilgili
öneri ve tavsiyelerde bulunurken, onların görüşlerinden de faydalanmayı ihmal etmedi. Her
iki tarafın temsilcileri, ortak projeler ve değişim programları ile ilgili görüş alışverişinde
bulundu.
Amerika’dan gelen eğitimciler Işık İlköğretim Okulu’nu gezerek bazı sınıflarda derslere
katıldı. Kütüphaneyi de ziyaret eden eğitimciler öğrencilerin projelerini inceleme fırsatı
buldu. Görüşme sonunda Amerikalı eğitimciler Türkiye’deki eğitim sistemi ile ilgili fikir
sahibi oldu. Eğitimciler burada Yabancı Diller Bölümü Başkanı Sevgi Şiranlı ile görüşerek
kendisinden yapılan çalışmalarla ilgili detaylı bilgi aldı.
Eğitimcilerin Fevziye Mektepleri Vakfı Işık İlköğretim Okulu’nda yaptıkları görüşme sonucu okulda İngilizce eğitimin yanı sıra Almanca ve Fransızca da öğretildiği belirtildi. Derslerde Machbet ve Fahrenheit 451 gibi dünya edebiyatından örnekler okutulduğu, Işık İlköğretim Okulları’nın deneyimli öğretmenlerine göre öğrencilere İngilizce öğretmenin en iyi yolunun edebiyatı sevdirmek olduğu belirtildi. Bunun için farklı materyallerle dersleri destekleyen öğretmenler, öğrencilerin en sevdikleri kitapların ‘Lord of the Flies’ ve ‘Animal Farm’ olduğunu söyledi.
TED KOLEJİ
Amerikalı eğitimciler TED Koleji’nde Yabancı Diller Bölüm Başkanı Ayşin Alp, Üniversite Danışmanı Müge Evren ve İngilizce Öğretmeni Micheal Ferrera ile görüştü.
TED Koleji’nde eğitimciler öğrencilerine üniversite eğitimi konusunda doğru tercih yapmaları için danışmanlık hizmeti verdiklerini söyledi. Öğretmenler, öğrencilerin hangi alanda daha yetenekli olduklarını keşfetmelerine yardım ettiklerini, böylece öğrencilerinin üniversite seçimini bilinçli olarak yaptıklarını iletti. TED Koleji’nde üniversite eğitimini yurt dışında almak isteyen öğrenciler için 11. sınıftan itibaren araştırma sürecinin başladığı anlatıldı. Bu hazırlıklar çerçevesinde, Amerika’dan da birçok üniversitenin tanıtım için TED okullarına geldiği ve öğrencilerle görüşmeler yaptığı belirtildi. Görüşmede Türk eğitim sistemi ve Amerikan eğitim sistemi arasındaki farklılıklar da tartışıldı. İki tarafın birlikte geliştirebileceği ortak projelerle, öğrenci ve öğretmen değişim programları da görüşmede değinilen bir başka konuydu.
Amerika’daki yaz okullarının tanıtılması için düzenlenen etkinliklerin Türk öğrenciler için çok faydalı olduğuna değinildi. TAFT Okullarından Peter Frew yaz okullarında dünyanın dört bir yanından öğrencilerin bir arada eğitim gördüğünü belirtti. Frew, TED’li öğrencilerin Amerika’daki okulları tanıması amacıyla Connecticut’a bir gezi düzenlemeyi planladıklarını ve bu gezi ile birlikte okullar arasındaki bağları güçlendirerek değişim programlarını ilerletmeyi amaçladıklarını belirtti.
Konuşulan bir diğer konu ise kültürüne ve yaşam tarzına yabancı oldukları bir ülkeye üniversite okumak için gelen öğrencilerin, o ülkeye adapte olma konusunda çektikleri güçlüklerdi. Birçok öğrencinin bu konuda zorluk yaşadığı ve bu konuda izlenmesi gereken en iyi yollardan birinin öğrencinin değişim öğrencisi olarak bir yıl eğitim almak istedikleri ülkeyi ve eğitimini daha yakından tanıması olduğu belirtildi. Diğer yolun ise PG (Postgraduate Year) olarak adlandırılan programa katılmak olduğu aktarıldı. Kısaca PG olarak adlandırılan bu program, öğrencilere eğitimlerine başlamadan bir yıl önce akademik yeteneklerini geliştirme, testlere hazırlanma, sportif faaliyetlere katılma olanağı tanımaktadır. Böylece öğrenciler uyum sorununu da kolaylıkla aşabilmektedir.
Doğukan Özgen ve Didem Ünver ile görüşme:Doğa koleji çocukların doğal çevreyle uyumlu bir şekilde eğitim görmesi için 2002 yılından bu yana hizmet veriyor. İlk kez Beykoz’da kurulan okul, daha sonra İstanbul’un Üsküdar semtinde ve Ankara’da da faaliyet göstermeye başladı.
Doğa Koleji diğer okullardan farklı olarak, çevreci eğitim modeli anlayışını sürdürüyor. Yine farklı olarak tarım ve organik gibi dersler var. Beykoz’daki kampüsün, okuldan ziyade dev bir çiftlik gibi olması ve içinde, develerden, tavus kuşlarına; ineklerden, atlara birçok hayvan bulunduruyor olması Amerika’dan gelen eğitimcilerin dikkatini çekti. Çocuklara doğa sevgisine yönelik eğitim verilebildiği gündem maddesiydi. Her sınıfın kendine ait bir bahçesi olması, öğrencilerin bu bahçelerde sebze yetiştiriyor olmaları yani her adımda doğayla iç içe eğitim görüyor olmaları konuşuldu.
Doğa kolejinin, kurulduğundan bu yana, öğrencilerin yurtdışında eğitim görebilmeleri adına, uluslararası organizasyonlarda yer almayı veya bu organizasyonlara ev sahipliği yapmayı bir misyon edindiği belirtildi. Bu misyon adına da, TMBA (MBA for Teenagers) modeli geliştirdiklerini ve bu modelin, öğrencilerin gelecekte çalışmak istedikleri alanla ilgili karar verme süreçlerine katkısının büyük olduğunu, ayrıca onların var olan yeteneklerini geliştirmede de önemli bir payı olduğunu, söylediler. TMBA modeli, öğrencilerin üniversite eğitiminden önce, yani lisede yurt dışında eğitim almalarına dayanıyor. Böylece öğrenciler, global olarak bakış açılarını daha fazla geliştirebiliyorlar ve üniversite hayatlarına, ne istediğini bilen gençler olarak adım atmış oluyorlar. Doğa koleji de öğrencilerin yurt dışında eğitim görebilmesi adına uluslararası projelerde olabildiğince yer alıyor. Doğa Koleji’nde bütün lise öğrencilerinin TMBA’ye dahil olduğu ve öğrencileri yabancı okulları tanımaları için sürekli yurt dışına gönderdikleri, böylelikle de onların dünyaya çok daha geniş perspektiflerden bakabildikleri konuşuldu. Bu bağlamda, Nathan Wright, birçok yabancı öğrencinin aynı şekilde North Broward Preparatory School’a geldiklerini, sadece bir iki haftalığına da olsa, okulu tanıdıklarını, kampüsü gezdiklerini ve yurtdışı eğitim olanakları hakkında fikir edindiklerini belirtti ve bu bir kaç haftalık gezinin bile, ne kadar faydalı olduğundan bahsetti. Ayrıca, Amerikan eğitim sisteminin, oradaki Türk öğrencilere nasıl faydalarının dokunduğu tartışıldı ve okulların birbirlerini en iyi şekilde anlayabilmeleri için daha fazla neler yapılabileceği de konuşulan konular arasında yer aldı. Doğa Koleji’nde eğitim sistemlerini uluslararası seviyede tuttuklarından bahsettiler. Doğa Koleji olarak sosyal sorumluluk projeleri gerçekleştirdiklerinin altını çizdiler. Bu kapsamda yetimlere yardım amaçlı projelerde yer aldıklarını da belirttiler.
Konuşmaların ardından, Doğa Koleji’nden eğitimciler, Amerika’dan gelen eğitimcilere kampüsü gezdirdiler. Hep birlikte yenilen ve tamamen doğal ürünlerden yapılan öğle yemeği Amerikalı eğitimcileri oldukça şaşırtırken, kampüsün eşsiz doğal güzelliğiyse eğitimcileri kendilerine hayran bıraktı.
İBRAHİM KUTLUAY BASKETBALL ACADEMY
İbrahim Kutluay Basketball Academy’de eğitimciler, diğer okullardan farklı olarak spora öncelik veren ve bunun aracılığıyla da gençlerin eğitiminin pekişmesine olanak sağlayan bir okul olduklarından bahsetti. Devrim Kıvanç özellikle yaz kamplarının öğrencilerin gelişimindeki olumlu katkılarını vurguladı. Sporun gençlerin hayatındaki yerinin, hem kişilik anlamında hem de eğitim anlamında kendilerini geliştirmeleri için ne denli büyük olduğundan ve bu olumlu katkıların sürmesi için de yaz okullarına ağırlık vermeye devam ettiklerinden bahsetti. Devrim Kıvanç özellikle de yaz okullarının gençlerin ruhsal ve fiziksel sağlığı açısından önemsenmesi gerekliliğinin üstünde durdu. Ülkenin en büyük basketbol organizasyonlarını düzenlediklerini ve binlerce öğrencinin her sene bu organizasyonlardan yararlanmak adına diğer ülkelerden Türkiye’ye geldiğini anlatarak devam etti. Türkiye’de resmi olarak bir çocuklar liginin bulunmadığından yakınarak, kendilerinin bunu oluşturmaya çalıştığını anlattı. Ayrıca, Devrim Kıvanç, buradaki çocukların yüzde 70’inden fazlasının yurtdışına eğitim görmeye gittiğini ve kendilerinin de onlara bu bağlamda bir vizyon kazandırmaya çalıştıklarını vurguladı. Çocukların akademik kariyerlerinde başarılı olabilmeleri için öncelikle sosyal yaşamlarında mutlu olabilmeleri gerektiğini savunan Kıvanç, bunun en iyi spor aracılığıyla yapılabileceğine değindi. Okulda konuşulan konulardan bir diğeriyse, öğrencilerin, akademik yönde eğitim alırken aynı zamanda da istedikleri sporu yapabiliyor olmalarının onlar için büyük şans olduğuydu. Örneğin, ekonomi alanında eğitim yapmak isteyen bir öğrenci, hem bu alanda ilerlerken hem de profesyonel anlamda iyi bir sporcu olabilir, bu da bir öğrenci için çok büyük bir fırsat. Eğitimcilere göre, spor sayesinde gençler hayatlarına disiplini getiriyorlar ve bu disiplinin de hayatın her alanında onlara avantaj sağlıyor. Yaz kamplarında çocuklara spor ve eğitimi bir arada vererek onları her anlamda hayata hazırladıklarını, disiplinli ve mutlu gençler yetiştirdiklerini anlattılar.
İSTEK VAKFI OKULLARI
İstek okullarında İngilizce eğitimin oldukça etkili olduğu, öyle ki, anasınıfından itibaren ingilizce eğitime başladıklarını vurguladılar. Tüm İstek okullarında 7 bin öğrencinin ve 2 yüz yabancı dil öğretmeninin bulunduğu belirtildi. Oxford, Cambridge ve Longman gibi çeşitli ders kitapları kullanılıyor. Kanada, Amerika ve İngiltere’den gelen birçok yabancı eğitimcilerle birlikte çalışıyorlar. Başarılı öğrencilere burs olanakları sağladıklarından bahsedildi. İngilizce eğitiminin ilkokullara göre, liselerde daha mücadeleci ve yoğun bir şekilde ilerlediği anlatıldı. Amerikalı eğitimcilerin değindiği konuysa; İstek Vakfı okullarında öğrencilerin gidecekleri üniversiteleri seçmelerine nasıl destek olunduğuydu. Bunun cevabı olarak, danışmanlık departmanlarının bu konuda görevli olduklarını belirttiler ve bunun için ingilizce bölümü olarak, bazı testler ve öğrencilerle yüzyüze görüşmeler yaptıklarını anlattılar. Ayrıca okullarda yıl boyunca gönüllü öğretmenler tarafından ‘story telling’ dersleri verildiğine ve kampüste çeşitli workshoplar da yapıldığına değindiler. Nathan, görev aldığı 11 okulda bireysel olarak yaptıkları gelişim programlarından, workshoplardan ve yüzyüze yapılan görüşmelerden bahsetti ve görevinin 2 haftada bir bunları organize etmek olduğunu vurguladı. Bunu yapmasının büyük avantajları olduğunu, böylelikle kampüslerde ne gibi problemlerin olabileceğini ve nasıl önlemler alabileceklerini saptayabildiklerini anlattı.
