Nathan Wright / North Broward Preparatory School – (USA)
Sizi tanıyabilir miyiz?
Amerika’dan geldim, Meritas için çalışıyorum. Meritas dünya çapında, ailelerle iş birliği içinde çalışan okullardan oluşuyor. Meritas’a bağlı 4 ayrı ülkede 11 tane okul bulunuyor. Bunlar, İsviçre, Meksika, Çin ve Amerika’da bulunuyor. Ben, Amerika’da 5 tane ve İsviçre, Cenova’da bir tane olan, yatılı okulları temsil ediyorum. Görevimse; yatılı okullar programını organize etmek ve yönetmek.
Dünya çapına yayılan birçok okulda çalışıyor olmak sürekli seyehat etmenizi gerektiriyor sanırım. Zamanınız ofis dışında mı geçiyor sürekli?
Aslında sürekli seyehat etmiyorum, zamanımın yarısı ofiste, yarısı da diğer ülkelere seyehat ederek geçiyor. Ofisim Florida’da ve seyehat etmediğim zamanlarda da orada oluyorum.
Sizce gençler yurtdışında okuma fırsatlarını yeterince iyi değerlendirebiliyorlar mı?
Eğer değerlendiremiyor olsalardı, ben şu an işimi yapamıyor olurdum. Ben gençken Rusya’da okudum, lisedeyken geldim Rusya’ya. Benim için gerçekten eğlenceliydi çünkü yeni bir ülkeye geldiğinizde, orayı tanıdığınızda ve yeni bir dil öğrendiğinizde ufkunuzu genişletebiliyorsunuz. Ben de gençleri dünyanın farklı yerlerine gitmeleri için cesaretlendirmek istiyorum.
Bu onlar için oldukça faydalı bir tecrübe oluyor, değil mi?
Öyle, çünkü daha fazla seçeneğinizin olduğunu bilmek daima faydalı olur. Özellikle de gençler için yeni fikirler, yeni olanaklar keşfetmek, kendi ilerleyeceği yolu seçebilmek büyük avantaj.
Alan Whittemore / Cheshire Academy – (USA)
Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?
Connecticut’ta Cheshire Academy için çalışıyorum. Çalıştığım yer New York’a 2 saat, aynı şekilde, Boston’a da 2 saat uzaklıkta. Çalıştığım okul 1794 yılında kuruldu, uzun bir tarihi var yani, gençler için ilkokul ve lise olarak hizmet veriyor. Umuyorum ki; okulum Türkiye’den gelen gençlere de hizmet vererek onları Amerika’daki üniversitelere en iyi şekilde hazırlar.
Sizce yurtdışında okumak gençlere ne gibi fırsatlar sunuyor?
Bu hem öğrencilere, hem de bize sayısız fırsatlar sunuyor, yalnızca Amerikalı öğrencilerimiz yok, aynı zamanda 20’den fazla ülkeden de öğrencilerimiz var ve onlar için de güzel fırsatlar bunlar. Romanya, Çin, Jameika, Brezilya, Venezuella, Almanya, Fransa ve dünyanın daha birçok ülkesinden gelen öğrencilerimiz var.
Ama bu öğrenciler genellikle okumak için Amerika’yı tercih ediyor değil mi?
Amerika hâlâ gençlerin okumak için tercih ettikleri ülkeler arasında birinci sırada. Fakat bizim okulumuzda öğrenciler yalnızca Amerikan kültürünü tanımakla kalmıyorlar, daha önce de söylediğim gibi, Çin’den Jameika’ya kadar birçok farklı kültürü barındırıyor okulumuz. Dolayısıyla öğrenciler burada yalnızca Amerika’yı tanımış olmuyorlar.
Türkiye’deki eğitim sistemi hakkında neler düşünüyorsunuz?
Aslında Türkiye’deki eğitim sistemi hakkında fazla fikrim yok. Fakat bugün gezdiğimiz okulları değerlendirecek olursam eğer; gerçekten harika okullardı hepsi ve kültürel çeşitlilik açısından da bizim okullarımıza çok benziyorlar.
Öğrenciler yurtdışında okuma fırsatlarını yakaladıklarında global olarak bakış açıları da genişliyor, bu konu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Kesinlikle katılıyorum, yalnızca yeni bir dil öğrenmiyorlar, aynı zamanda yeni bir kültür de tanımış oluyorlar. Dünyayı daha iyi anlayabiliyorlar. Hiç bir dış etkiye bağlı kalmadan sadece farklılıkları gözlemleyerek kendi fikirlerini oluşturabiliyorlar ki; bu da yalnızca Amerikan kültürünü tanıyarak değil, birçok farklı ülkeden insanı tanıyarak oluyor.
Hiç Türk öğrenciniz var mı?
Evet geçmişte vardı. Ben şu an Türkiye’de olmaktan çok mutluyum, çünkü Türk gençlerini gerçekten taktir ediyorum, örneğin geçmişte Gaziantep’ten bir öğrencim vardı, lise ve üniversiteyi Amerika’da okudu, şimdi evlendi, İstanbul’da yaşıyor ve bu gece beni yemeğe davet ettiler eşiyle. Bu benim için gerçekten onur verici.
ISE hakkında neler düşünüyorsunuz?
Bence bu konferansa ev sahipliği yaparken oldukça profesyolaller. Bizleri buraya davet edip öğrencilerle görüşmemizi sağlayarak da, bu profesyonalliklerini en iyi şekilde yansıtıyorlar.
MARY SCHELLHORN/THE MASTERS SCHOOL (USA)
Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, ben Amerika’da, New York’a trenle 35 dakikalık mesafesi olan küçük bir kasabada yaşıyorum. Master’s Okulları’nda çalışıyorum. Çalıştığım okul yaşadığım yerle aynı bölgede; yani kampüslerimiz de New York’a 35 dakikalık mesafede bulunuyor. Okuldaki görevim tam olarak; okulumuzda eğitim görmek isteyen öğrencilerin aileleriyle iletişim sağlamak. Öğrenciler okulumuzu ziyaret ediyorlar, benimle konuşuyorlar, öğretmenlerimizle tanışıyorlar, onları daha iyi tanıyoruz, onlar da bizleri tanıyorlar.
Peki, sizce bu aileler çocuklarının yurtdışında okumasına nasıl bakıyorlar?
Amerika’da aileler, çocuklarının yurtdışında okuma imkanlarını değerlendirmesi konusunda oldukça ilgililer. Hem yurtdışında okumaları, hem de bol bol seyehat etmeleri konusunda onları destekliyorlar. Aslında, Amerika’da oldukça yaygın bu. Öğrenciler bir dönem için bile olsa yurtdışına mutlaka gidiyorlar, fikir ediniyorlar ve üniversiteyi başka ülkelerde okumak için kendilerine fırsat yaratıyorlar.
Sizce yurtdışında eğitim görmek öğrencilere ne gibi faydalar sağlıyor?
En önemli faydası şu ki; dünyanın aslında düşündüklerinden daha büyük olduğunu kavrayabiliyorlar. Dünyanın, hem ne kadar küçük, hem de ne kadar büyük olduğunun farkına varıyorlar. Bu deneyim onlar için bir ‘ayna’ oluyor. Farklı kültürler, farklı insanlar, farklı yemekler, farklı fikirler görüyorlar ve bu; kendi fikirlerini ve düşüncelerini de görmelerini sağlıyor. Bütün bunları bir araya getirip daha büyük fikirler yaratabiliyorlar. Böylece çok büyük dünya, küçük bir hal alıyor. Üstelik eğlenceli bir deneyim oluyor. Ayrıca, farklı bir dil öğreniyorlar ve uluslararası ilişkiler anlamında gelişiyorlar ki; bu da gelecekteki kariyer yaşamlarında yanlarına kâr kalacak bir tecrübe.
PETER FREW – THE TAFT SCHOOL – (USA)
Gençlerin yurtdışında eğitim görmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sadece Amerikalı öğrenciler için değil diğer ülkelerden gelen öğrenciler için de çok faydalı oluyor bu deneyim. Bizim 33 farklı ülkeden öğrencilerimiz var, bu da Amerika’daki en yüksek rakam. Afganistan’dan Çin’e, Hindistan’dan Kuzey Avrupa’ya kadar birçok öğrencimiz var. Yani tek bir yerde birçok farklı kültürü barındırıyoruz.
Farklı kültürlerden bu öğrencilerle ilgili gözlemleriniz neler?
Birçok farklı kültürü bir araya getirmenin en iyi taraflarından birisi de; herkesten, farklı bir dünya görüşü elde edebilmek. Örneğin, okulumuzda Türk öğrencimizin olması (olmasını isterdim gerçekten), okulumuzdaki diğer öğrencilerin Türkiye’yi, Türk kültürünü tanımalarını sağlar. Yani bizim buna ihtiyacımız var; diğer kültürleri tanımaya, onlardan bir şeyler öğrenmeye ihtiyacımız var. 15 – 16 yaşındaki gençler eğitim için yurtdışına geldiklerinde, bu deneyim onlar için oldukça mücadele gerektiren bir deneyim oluyor. Tamamen farklı bir kültürün içine giriyorlar, çok farklı insanlar, alışkanlıklar, fikirler tanıyorlar. Bütün bu değişikliklere adapte olmak onlar için zor olabiliyor, ama mücadele etmeyi öğreniyorlar.
Onlar için bütün bunların avantajları ne oluyor?
Bu kadar genç yaşta dünyayı tanıyorlar, farklı kültürlere adapte olmayı öğreniyorlar, bu onlar için çok iyi bir şey. Ayrıca, üniversiteye daha hazırlıklı bir şekilde başlıyorlar, belirli bir altyapı kazanmış olarak orada bulunuyorlar.
Sevinç Atabey – TED Koleji – (Ankara, Türkiye)
Sizi tanıyabilir miyiz?
Türk Eğitim Derneği’nin genel müdürüyüm. Türkiye’nin birçok yerinde 23 tane okulumuz var. Aslında 31. yılını yaşayan bir eğitim gönüllüsüyüm ben.
Okulunuzla ilgili yürüttüğünüz yurtdışı projelerinizden bahsedebilir misiniz biraz?
Bildiğiniz gibi bizim okullarımızda yabancı dil öncelikli geliyor. Zaten bizim; öğrenci değişim projesi, yaz okulları, bugünkü konuşmamda da bahsettiğim elçiliklerle yaptığımız projeler gibi yıllardır yurtdışıyla yürüttüğümüz birçok proje var. Biz her zaman bu tür projelere sıcak bakan bir kurum olduk. Çünkü dil öğretiyoruz ve öğrettiğimiz dilin ülkelerinin, hem öğrencilerimiz, hem de öğretmenlerimiz tarafından bilinmesini istiyoruz. Dolayısıyla, bugün burada taplanma sebebimiz olan bu organizasyon sayesinde, bizim seçeceğimiz Amerikan liseleriyle bazı değişim programları yapmak istiyoruz. Hem bizim okullarımıza öğrenciler gelecek, hem de bizim okullarımızdan öğrenciler, o okullara gidecek. Bu okullar çok seçkin okullar, öyle ki; Amerika’nın en iyi üniversitelerine öğrenci gönderen okullar. Biz okulumuzda çok yüksek starndartlarda eğitim uyguladığımız için, yalnızca bu okullarla değişim yapabiliriz. Ayrıca, onlar da bizim okulumuzu ziyaret ettiler ve gerçekten hayran kaldıklarını ifade ettiler. Bu da, beni ülkem adına çok gururlandırdı açıkçası.
Sizce Türk öğrencilerinin yurtdışında eğitim görmesinin ülkemize faydaları neler?
Globalleşen dünyada Türkiye de artık yerini alması gereken bir ülke ve bunu da ancak eğitimle, iyi yetişmiş, donanım sahibi insanlarla yapabilir. Bizim gibi okulların da, öğrencilerini, ülkelerini temsilen göndermesi gerekir diye düşünüyorum.
Rachel Tilney – Pomfret School – (USA)
Sizi tanıyabilir miyiz?
Merhaba, Connecticut’ta Pomfret School için çalışıyorum. Okulum, New York City’ye 3 saat ve Boston’a da 1 saat uzaklıkta. Yaşları 14 - 18 arasında değişen 350 öğrencimiz var okulda. Her yıl 100 kadar öğrencimiz mezun oluyor ve çoğu Amerika’daki üniversitelerde eğitimlerine başlıyorlar. Ayrıca, 14 farklı ülkeden, 55 tane de, yabancı öğrencimiz var. Maalesef Türk öğrencilerimiz yok fakat bir kaç yıl önce olmuştu. Kore, Çin, Meksika, İspanya ve Venezuella’dan gelen öğrencilerimiz var.
Okulunuz, öğrencilerine gelecekte seçmek istedikleri üniversitelerle ilgili nasıl yardımlarda bulunuyor?
Daha önce de söylediğim gibi okulumuz 350 öğrenciden oluşuyor, yani küçük bir okul ve bu da, öğrencilerimizi yakından tanımamızı sağlıyor. Onları yakından tanıdığımız için de üniversite için en iyi şekilde tavsiyelerde bulunabiliyoruz. Amerika’da üniversiteye giriş süreci, buradakinden daha farklı işliyor. Amerika’da üniversite rehberlik danışmanları öğrencilerle, girebilecekleri üniversitelerle ilgili telefon görüşmeleri yapıyor, buradaysa böyle birşey yok maalesef.
Okulunuzda birçok farklı kültür bir araya geliyor. Bununla ilgili neler düşünüyorsunuz?
Şöyle bir gözlemimi aktarabilirim: Örneğin; Viyetnam, Çin ve Kore gibi Asya ülkelerinden gelen öğrenciler, üniversite eğitimi için de Amerika’da kalmayı tercih ediyorlar, lise eğitimlerini üniversiteye odaklı bir şekilde sürdürüyorlar. Fakat, İspanya, Almanya ve Fransa gibi Avrupa ülkelerinden gelen öğrenciler dil öğrenmek ve farklı bir kültür tanımak için sadece bir yıllığına geliyorlar ve ülkelerine geri dönüyorlar.
Yaprak Dalat Ward – Fulbright Comission – (Turkey)
Size tanıyabilir miyiz?
Şu anda Fulbright için çalışıyorum, geçen seneye kadar Genel Sekreter yardımcısıydım, şimdiki görevim akademik koordinatörlük, bu kapsamda Amerika’ya gitme programlarını koordine ediyorum.
Sizce gençlerin üniversiteden önce, yani lise eğitimi için yurtdışına gitmeleri onlara ne gibi avantajlar sağlıyor?
Ben uzun müddet kariyer uzmanlığı yaptım ve şunu gördüm: yurtdışına gitmek öğrencilere başka bir boyut kazandırıyor, bu da onları kariyer anlamında çok başarılı yapıyor. İstedikleri alana yönelebiliyorlar, perspektifleri gelişiyor. Her şeyden önemlisi, kendi başlarına var olabiliyorlar, yurtdışında bunu öğreniyorlar. Çünkü, Türkiye’de anne ve babalar tarafından çocuklara herşey sunuluyor, bu yüzden de gençler kendi başlarına var olmakta zorluk çekiyorlar, yurtdışına çıkınca da kendi başlarının çaresine bakmayı öğrenmek zorunda kalıyorlar. Bu onlar için oldukça faydalı oluyor. Türkiye’deki, hiç yurtdışı tecrübesi yaşamamış bir öğrenciyle, yurtdışı tecrübesi olan bir öğrencinin perspektifleri çok farklı oluyor.
Sizce Türk öğrencilerin yurtdışı tecrübesi edinememeleri, Türk aile yapısındaki ‘çocuğum dizimin dibinden ayrılmasın’ gibi bir görüşten de kaynaklanıyor olabilir mi?
Çok doğru, fakat ben Türkiye’de de çok büyük değişiklikler görüyorum. Örneğin, Erasmus gibi değişim programlarının çok faydalı olduğunu düşünüyorum. Dediğim gibi, Türkiye’de durum değişiyor, artık anne babalar çocuklarını yanlarından ayırmayı öğrendiler. Türkiye’de bunun daha da ileri gideceğine inanıyorum ben. Bu konuda bizim tek eksiğimiz dil, maalesef dil açısından hep geri geri gidiyoruz. Oysa ki, şunu görmemiz gerekli; dünyada ortak konuşulan bir takım diller var, onları çocuklarımıza öğretmemiz lazım ki yurtdışına gidebilsinler, orada da farklı bir eğitim alabilsinler.
Lea Emery – Northfield Mount Herman School – (USA)
Sizi tanıyabilir miyiz?
Massachusetts’den geliyorum. Northfield Mount Herman Yatılı okulunda görev yapıyorum, ben aynı zamanda bu okulda okudum, şimdi de çocuğum burada okuyor. Kısacası, ben bu okuldaki eğitimi seviyorum. Buradaki Türk eğitimcilerle değişim programlarıyla ilgili konuşuyoruz. Bizim okuldan öğrencilerin Türkiye’ye gitmesini, aynı şekilde Türkiye’den öğrencilerin de bizim okulumuza gelmesini çok isteriz. Zaten okulumuzda 2 tane Türk öğrencimiz var, gayet başarılı öğrenciler ve bu gerçekten çok gurur verici. Eğitimciler olarak bizim amacımız tüm öğrencilerimize dünyayı daha iyi anlayabilmeleri için gerekli donanımı sağlamak, bu bağlamda da onları, yeterli bilgi birikimine sahip gençler olarak yetiştirmeyi amaç edindik.
Okulunuzdaki Türk öğrenciler için nasıl bir deneyim oluyor bu?
Onlar okula farklı bir kültür ve farklı bir perspektif getirdiler. Sınıflarımız yaklaşık 13 kişilik olduğundan herkes rahatça iletişim kurabiliyor. Farklı kültürlerden bahsediyorlar, birbirlerini çok daha iyi tanıyorlar. Amerikalı öğrenciler, Türk kültürünü tanırken, Türk öğrenciler de, aynı şekilde Amerikan kültürünü keşfediyorlar. Benim için de çok faydalı bir deneyim oluyor bu, eğitimciler olarak biz de onlardan çok şey öğreniyoruz.
Devrim Kıvanç – İbrahim Kutluay Basketball Academy – (Türkiye)
Türk gençlerinin lise eğitimi için yurtdışına gitmelerini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Lise yaşantısı sosyal açıdan üniversiteden daha zordur gençler için, fakat bunun yanı sıra, özellikle yurtdışında okumak istiyorsanız, oradan üniversiteye geçmek çok daha kolaydır. Dilinizi oturtmuş olursunuz ki; bu büyük bir avantaj sağlar. Ayrıca, sosyal statünüzü belirlersiniz, böylece de üniversite hayatınızı çok daha rahat planlama şansınız olabilir. Bütün bunların sonucunda da 22-23 yaşlarında, kendi ayaklarının üzerine basan, meslek sahibi bir genç haline gelebilirsiniz. Türkiye’de bunu yapmak çok zor. Sadece üniversiteyi yurtdışında okuduktan, sonra çıkabilecek sosyal problemlerden dolayı bunu yapmak gerçekten zor. Biz, imkânı olan tüm sporcularımıza, en azından lise hayatlarının 2 yılını yurtdışında geçirmeleri ve oradan da kolaylıkla üniversite hayatlarına devam edebilmeleri konusunda yönlendirmeler yapmaya başladık. Önümüzdeki yıllarda da nasıl geliştiğini göreceğiz.
İbrahim Kutkuay Basketball Academy olarak, yurtdışında lise eğitimiyle alakalı siz neler yapıyorsunuz?
Türkiye’nin çok önde gelen liseleriyle beraber çalışıyoruz. Biz, gençlerin, önce öğrenci, sonra sporcu olmasına dayanan bir organizasyon yürütüyoruz. Tamamen buna konsantre olmuş durumdayız. Biz, basketbolu bir araç olarak kullanıp; çocukların hem derslerini, hem sosyal hayatlarını, hem de ergenlikten geçtikleri süreç içindeki bocalamalarını; spor, okul ve aile üçgeni arasında düzgün bir şekilde yaşamaları üzerine kendimizi planlamış durumdayız. Eğitim programımızı da buna göre yürütüyoruz. Bu, Türkiye’de bir ilk, fakat çok kişinin buna ihtiyacı var gerçekten.
İrem Ebru Gürsoy – Ümitköy Anadolu Lisesi
TAEM’e katılan tek devlet okulu sizsiniz, bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Devlet okullarındaki diğer ingilizce öğretmenlerinin ne düşündüğünü bilmiyorum ama ben her zaman yenilik taraftarıyım. Amerika’da, Avrupa’da, kısacası dünya genelinde hangi eğitim sistemini kullanıyorlar, ne çeşit yöntemler deniyorlar, bunları hep merak ediyorum. Bu yüzden, elimden geldiği kadarıyla, Milli Eğitim müfredatına göre yenilikleri uygulamaya çalışıyorum.
Bugünkü organizasyon hakkında neler düşünüyorsunuz?
Daha önce Amerika’ya gitmiştim ve Türkiye’deki eğitim sistemiyle Amerika’daki eğitim sistemini karşılaştırma fırsatı bulmuştum. Fakat benim gittiğim okul, devlet okuluydu ve ona göre bir karşılaştırma yapmıştım. Bugün TAEM’deki okulların hepsi özel okullar. Türkiye’de olduğu gibi Amerika’da da devlet okulları ve özel okullar arasında büyük farklar var. Türkiye’deki özel okullara baktığımızda, daha fazla üniversite sınavına yönelik, daha yoğun bir program içeriyor. Öğrencilerin sosyal faaliyetlerine, spor aktivitelerine daha az zaman ayrılıyor. Ne yazık ki bizim velilerimiz de zaten bunu istiyorlar. Amerika’daki özel okullarda durum çok daha farklı. Öğrencilerin daha fazla global ve eleştirel düşünmesine, aynı zamanda da sosyal faaliyetlerde yer almasına yönelik faaliyetleri var. Böyle bir eğitim sisteminin olması da, gerçekten çok güzel. Oldukça geniş bir perspektife sahipler.
Türkiye’deki eğitim sistemini daha ileri götürmek için neler yapılmalı sizce?
Milli Eğitim sürekli değişikliklere gidiyor, fakat ne yazık ki sürekli aynı daire etrafında dönüp duruyor. Artık bu çemberin kırılması gerekiyor. Örneğin, dersanelerin kapatılması şart. Öğrenciler dersleri sadece okulda görmeliler. Eğer bir deneme sınavı veya test yapılacaksa bunu Milli Eğitim hazırlamalı ve okulda yapılmalı.